Borçlu lehine 3.kişi tarafından verilen rehin veya ipotek-Satışın Yapılıp Yapılamayacağı
Konkordato kesin mühleti içinde bulunan borçlunun 3.kişi ipoteği veya rehni ile temin edilen borçlarında, teminata konu taşınır veya taşınmaın cebri icra marifeti ile satışının yapılıp yapılamayacağı önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu kapsamda yüksek mahkemenin konuya ilişkin çözümüne dair kararlarını irdelemekte fayda vardır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2021/1389 E., 2021/275 K., 16.02.2021 T., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2021/4430 E., 2021/2814 K., 17.06.2021 T., Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/1792 E., 2021/100 K., 15.09.2021 T.) kararlarında banka alacağının 3.kişi ipoteği ile teminat altına alınması, banka alacağının rehinli alacak mı yoksa adi alacak kapsamında mı olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, 7101 sayılı Kanun ile değişik konkordato hükümlerinin uygulandığı yeni dönemde üçüncü şahıs ipoteği ile teminat altına alınan alacakların adi alacak sayılıp adi alacaklılar toplantısı nisabında dikkate alınması yönünde görüş bildirmiş ve uygulama bu yönde gelişmiştir. İİK 307. maddesi rehinli malların ve finansal kiralama konusu malların paraya çevirme ve muhafazasını erteleme hükümleri içermektedir. Hiç süphe yok ki bu madde kapsamında borçlunun konkordato projesi için gerekli olan mallar zikredilmektedir. Kanunun lafzı da bu konuda açıktır. 3. kişi ipoteklerini bu kapsamda kabul etmenin kanunun ruhuna ve konkordatonun amacına uygun olduğundan bahsedilemez.
Tüm bu gerekçeler nazara alındığında 3. kişi ipoteği ile teminat altına alınan alacakların konkordato da adi alacak olarak nisaba dahil edilmesi konkordato kurumunun işlerliği, alacaklının teminat dışı kalan alacağı, ipotek veren 3. kişinin rücû ilişkisi açısından gereklidir. 7101 sayılı Kanun öncesi Yargıtay uygulamalarının değiştirilmesini, gerektirir kanuni bir düzenlemede bulunmamaktadır. Ayrıca rehinli malların satışına izin verilmesini düzenleyen İİK 295/2 maddesinin de sadece rehinli mallar yönünden kabul edildiği , maddenin son fıkrasından dahi anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak 3. kişi rehniyle teminat altına alınan alacak konkordatoda adi alacak olarak nitelendirilerek nisaba dahil edilen banka alacağının İİK 295/2 fıkrasında yer alan düzenlemeden faydalanması mümkün değildir.
olayın bir başka yönü ise adi alacak olarak kabul edilen 3. kişi ipoteklerinin satışının hangi usullere dayalı olarak yapılacağı sorunsalıdır. Alacaklı bankanın satışının önünde ki engel İİK 149 ve 149/b düzenlemesidir. Anılan maddeye göre alacaklı hem borçluyu hem de ipotek veren 3.şahsı takip talebinde göstermek zorundadır. Daha açık anlatımla borçlu ile 3.kişi arasında zorunlu takip arkadaşlığı söz konusudur. Öte yandan yukarıda açıklandığı üzere ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takiplerde ipotek veren üçüncü kişi ise asıl borçlu ile üçüncü kişi arasında İİK’nın 149 ve 149/b maddesi hükümleri gereğince şekli bakımdan zorunlu takip arkadaşlığı vardır. Bu takip arkadaşlığının tıpkı davada olduğu gibi takibin sonuna kadar sürmesi gereklidir. Zorunlu takip arkadaşlarından birinin takipte gösterilmemesi takibin iptali sebebi olup bu konudaki şikâyet takibin sonuna kadar süresiz olarak yapılabilir. Asıl takip borçlusu hakkında iflas erteleme kararı verildiğinde asıl borçlu için gerçekleşen satışın durması diğer takip arkadaşı için de satışın durması sonucunu doğurur.T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULUE. 2017/12-760 K. 2019/838 T. 2.7.2019) Her ne kadar iflas erteleme kurumu yürürlükten kaldırılmış olsa da benzer düzenlemeye konkordato kurumunun ihdasında yer verilmiştir. İİK 294 maddesine göre Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 295 maddesinde ise Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Söz konusu hükümler gereği alacaklının borçlu aleyhine takip işlemlerini yürütemeyeceği göz önüne alındığında rehinli malın satışının yapılamayacağı da aşikardır.