<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ada Hukuk</title>
	<atom:link href="https://ada-hukuk.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ada-hukuk.com</link>
	<description>Ada Hukuk Danışmanlık</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 08:37:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.4.19</generator>

<image>
	<url>https://ada-hukuk.com/wp-content/uploads/2020/03/fav-1.png</url>
	<title>Ada Hukuk</title>
	<link>https://ada-hukuk.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Konkordato-Zorunlu Takip Arkadaşlığı-3.kişi İpoteği</title>
		<link>https://ada-hukuk.com/konkordato-zorunlu-takip-arkadasligi-3-kisi-ipotegi/</link>
					<comments>https://ada-hukuk.com/konkordato-zorunlu-takip-arkadasligi-3-kisi-ipotegi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ada_hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 06:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ada-hukuk.com/?p=176</guid>

					<description><![CDATA[Borçlu lehine 3.kişi tarafından verilen rehin veya ipotek-Satışın Yapılıp Yapılamayacağı Konkordato kesin mühleti içinde bulunan borçlunun 3.kişi ipoteği veya rehni ile temin edilen borçlarında, teminata konu<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Borçlu lehine 3.kişi tarafından verilen rehin veya ipotek-Satışın Yapılıp Yapılamayacağı</p>



<p>Konkordato kesin mühleti içinde bulunan borçlunun 3.kişi ipoteği veya rehni ile temin edilen borçlarında, teminata konu taşınır veya taşınmaın cebri icra marifeti ile satışının yapılıp yapılamayacağı önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu kapsamda yüksek mahkemenin konuya ilişkin çözümüne dair kararlarını irdelemekte fayda vardır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2021/1389 E., 2021/275 K., 16.02.2021 T., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2021/4430 E., 2021/2814 K., 17.06.2021 T., Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/1792 E., 2021/100 K., 15.09.2021 T.) kararlarında banka alacağının 3.kişi ipoteği ile teminat altına alınması, banka alacağının rehinli alacak mı yoksa adi alacak kapsamında mı olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, 7101 sayılı Kanun ile değişik konkordato hükümlerinin uygulandığı yeni dönemde üçüncü şahıs ipoteği ile teminat altına alınan alacakların adi alacak sayılıp adi alacaklılar toplantısı nisabında dikkate alınması yönünde görüş bildirmiş ve uygulama bu yönde gelişmiştir. İİK 307. maddesi rehinli malların ve finansal kiralama konusu malların paraya çevirme ve muhafazasını erteleme hükümleri içermektedir. Hiç süphe yok ki bu madde kapsamında borçlunun konkordato projesi için gerekli olan mallar zikredilmektedir. Kanunun lafzı da bu konuda açıktır. 3. kişi ipoteklerini bu kapsamda kabul etmenin kanunun ruhuna ve konkordatonun amacına uygun olduğundan bahsedilemez.<br>Tüm bu gerekçeler nazara alındığında 3. kişi ipoteği ile teminat altına alınan alacakların konkordato da adi alacak olarak nisaba dahil edilmesi konkordato kurumunun işlerliği, alacaklının teminat dışı kalan alacağı, ipotek veren 3. kişinin rücû ilişkisi açısından gereklidir. 7101 sayılı Kanun öncesi Yargıtay uygulamalarının değiştirilmesini, gerektirir kanuni bir düzenlemede bulunmamaktadır. Ayrıca rehinli malların satışına izin verilmesini düzenleyen İİK 295/2 maddesinin de sadece rehinli mallar yönünden kabul edildiği , maddenin son fıkrasından dahi anlaşılmaktadır.<br>Sonuç olarak 3. kişi rehniyle teminat altına alınan alacak konkordatoda adi alacak olarak nitelendirilerek nisaba dahil edilen banka alacağının İİK 295/2 fıkrasında yer alan düzenlemeden faydalanması mümkün değildir.<br>olayın bir başka yönü ise adi alacak olarak kabul edilen 3. kişi ipoteklerinin satışının hangi usullere dayalı olarak yapılacağı sorunsalıdır. Alacaklı bankanın satışının önünde ki engel İİK 149 ve 149/b düzenlemesidir. Anılan maddeye göre alacaklı hem borçluyu hem de ipotek veren 3.şahsı takip talebinde göstermek zorundadır. Daha açık anlatımla borçlu ile 3.kişi arasında zorunlu takip arkadaşlığı söz konusudur. Öte yandan yukarıda açıklandığı üzere ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takiplerde ipotek veren üçüncü kişi ise asıl borçlu ile üçüncü kişi arasında İİK&#8217;nın 149 ve 149/b maddesi hükümleri gereğince şekli bakımdan zorunlu takip arkadaşlığı vardır. Bu takip arkadaşlığının tıpkı davada olduğu gibi takibin sonuna kadar sürmesi gereklidir. Zorunlu takip arkadaşlarından birinin takipte gösterilmemesi takibin iptali sebebi olup bu konudaki şikâyet takibin sonuna kadar süresiz olarak yapılabilir. Asıl takip borçlusu hakkında iflas erteleme kararı verildiğinde asıl borçlu için gerçekleşen satışın durması diğer takip arkadaşı için de satışın durması sonucunu doğurur.T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULUE. 2017/12-760 K. 2019/838 T. 2.7.2019) Her ne kadar iflas erteleme kurumu yürürlükten kaldırılmış olsa da benzer düzenlemeye konkordato kurumunun ihdasında yer verilmiştir. İİK 294 maddesine göre Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 295 maddesinde ise Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Söz konusu hükümler gereği alacaklının borçlu aleyhine takip işlemlerini yürütemeyeceği göz önüne alındığında rehinli malın satışının yapılamayacağı da aşikardır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ada-hukuk.com/konkordato-zorunlu-takip-arkadasligi-3-kisi-ipotegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kira Tespit Davası</title>
		<link>https://ada-hukuk.com/170-2/</link>
					<comments>https://ada-hukuk.com/170-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ada_hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 06:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ada-hukuk.com/?p=170</guid>

					<description><![CDATA[Kira Tespit Davası- Kira Bedelin Nasıl Belirleneceği-Dava; TBK 344 vd. maddeleri gereği kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 344. maddesinde; tarafların yenilenen<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kira Tespit Davası- Kira Bedelin Nasıl Belirleneceği-Dava; TBK 344 vd. maddeleri gereği kira bedelinin tespiti istemine ilişkindir.</p>



<p>6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 344. maddesinde; tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında üretici<br>fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete<br>göre belirlenir. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından üretici fiyat<br>endeksindeki artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.Aynı kanunun 345. maddesi gereğince; kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına<br>ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar. Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa, yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli de bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur. Taraflar arasındaki sözleşmede kira artış oranı belirlendiğinden açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.<br>18.11.1964 tarihli ve 2/4 sayılı İBK&#8217;da belirtildiği gibi, hak ve nesafete göre kira bedeli tespit edilirken, öncelikle tarafların tüm delilleri, varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örneği dosyaya alınmalı, bilirkişi marifetiyle kiralanan taşınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, böylece elde edilen veriler somutlaştırılarak dava<br>konusu yer ile ayrı ayrı (konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, kira başlangıç tarihi, kira süreleri vb) kira parasına etki eden tüm nitelikleri karşılaştırılmalı, emsal kira bedellerinin niçin uygun emsal olup olmadığı somut gerekçelerle açıklanmalı, dava konusu taşınmazın yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası belirlenerek hak ve nesafete uygun kira parası tespit edilmelidir. Yine, kira parası tespit edilirken, en son ödenen aylık kira bedeline ÜFE endeksi uygulanarak belirlenen kiradan daha düşük olmayacak şekilde taşınmazın boş olarak kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira bedelinden, kiracının eski kiracı olduğu da gözetilerek hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapılmalıdır.<br>Kira tespit davalarının niteliği gereği, taraflara emsal kira sözleşmesi sunmaları için süre verilmesi, re&#8217;sen emsal kira sözleşmesi araştırılması, dava konusu kiralanan ve emsal kira sözleşmelerine konu kiralananlarda uzmanlardan oluşan heyet eşliğinde keşif yapılması, bilirkişilerin kira bedeline etki eden tüm unsurlar ve dava konusu taşınmaz ile emsal kira<br>sözleşmelerine konu kiralananlarla ilgili değerlendirme yapmalarının sağlanması, bu suretle dava konusu yerin serbest koşullarda boş olarak getirebileceği kira parası belirlendikten sonra bu kira parası üzerinden davalının eski kiracı olduğu gözetilerek hak ve nesafet kuralına göre<br>bir kira parasının tespit edilmesi gerektiği halde, taraflara emsal kira sözleşmelerini sunmaları hususunda süre verilmeden, adresleri bildirilen emsallerin kira sözleşmeleri kolluk marifetiyle getirtilmeden, sunulan emsaller değerlendirilmeden, re&#8217;sen emsal araştırması yapılmadan, keşif esnasında emsal taşınmazlar gezilip bilirkişi raporunda dava konusu<br>kiralanan ile emsallerin kıyaslaması yapılmadan karar verilmiş olması isabetli olmamıştır.T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 2. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/996 &#8211; 2026/341</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ada-hukuk.com/170-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konkordato Geçici Mühlet</title>
		<link>https://ada-hukuk.com/konkordato-gecici-muhlet/</link>
					<comments>https://ada-hukuk.com/konkordato-gecici-muhlet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ada_hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 08:50:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ada-hukuk.com/?p=159</guid>

					<description><![CDATA[Mali durumu elde olmayan sebeplerle bozulan şahıs ve sermaye şirketlerinin, alacaklıların baskısı olmadan borç ödeme kabiliyetini tekrar kazanmak için başvurduğu bir kurum olarak tanımlanabilir. Konkordato 4949<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-left">Mali durumu elde olmayan sebeplerle bozulan şahıs ve sermaye şirketlerinin, alacaklıların baskısı olmadan borç ödeme kabiliyetini tekrar kazanmak için başvurduğu bir kurum olarak tanımlanabilir. Konkordato 4949 sayılı kanunda düzenlenmiş olmasına rağmen uygulamada çok başvurulmayan bir yöntem olarak karşımıza çıkmıştır. İflasın ertelenmesi kurumunun kötü niyetli borçlular tarafından suiistimal edilmesi üzerine 7101 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonrası konkordato, tekrardan hukukumuzda yer bulmuş, iflasın ertelenmesi davalarından daha kısa sürede sonuçlanan ve alacaklıların aktif bir rol oynadığı bir hukuki kurumdur. Alacaklıların aktif rol oynaması ve dava süresinin kısa olması hususu ayrı bir araştırmayı gerektirdiğinden burada sadece konkordato geçici mühlet başvurusu ve bu başvurunun nasıl yapıldığı hususları üzerinde duracağız.</p>



<p><strong>Geçici Mühlet Başvurusu</strong></p>



<p>7101 sayılı kanunla yapılan değişiklik sonrası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 286.maddesinde konkordato talebine eklenecek belgeleri 287.maddesinde ise geçici mühlet kararı düzenlenmiştir.</p>



<p><strong>286.maddede;</strong></p>



<p><strong>Borçlu, konkordato talebine aşağıdaki belgeleri ekler.</strong></p>



<p><strong>a)Borçlunun borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren konkordato ön projesi.</strong></p>



<p><strong>b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler; borçlu defter tutmaya mecbur kişilerden ise Türk Ticaret Kanununa göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu, hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilançolar, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri ile&nbsp; elektronik ortamda oluşturulan defterlere ilişkin e -defter berat bilgileri, borçlunun malî durumunu açıklayıcı diğer bilgi ve belgeler, maddi ve maddi olmayan duran varlıklara ait olup defter değerlerini içeren listeler, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler.</strong></p>



<p><strong>c) Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste.</strong></p>



<p><strong>d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo.</strong></p>



<p><strong>&nbsp;e) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları.</strong></p>



<p><strong>Borçlu, konkordato sürecinde mahkeme veya komiser tarafından istenebilecek diğer belge ve kayıtları da ibraz etmek zorundadır.</strong></p>



<p>Görüldüğü üzere konkordato başvurusunda bulunmak isteyen şahıs ve sermaye şirketi yukarıda yer alan kanun maddesinde sayılan tüm evrakları eksiksiz olarak dava dilekçesinin ekinde sunmak zorundadır. Öte yandan bu maddede sayılan bilgi ve belgeler başvuru için yeterli olup, geçici mühlet kararı verildikten sonra mahkeme ve komiserin talep edeceği diğer evrakları da sunmalıdır. Başvuru dilekçesini ve eklerini alan mahkeme sunulan belgelerde eksiklik görmez ise derhal İİK 287 maddesine göre geçici mühlet kararı verir.</p>



<p><strong>Geçici mühlet: Madde 287 &#8211;</strong></p>



<p><strong>Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.</strong></p>



<p><strong>Konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, borçlunun 286 ncı maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması hâlinde geçici mühlet kararı verilir. Bu durumda anılan belge ve kayıtların hazırlanması için gerekli masraf alacaklı tarafından karşılanır. Belge ve kayıtların süresinde ve eksiksiz olarak sunulmaması hâlinde geçici mühlet kararı verilmez ve alacaklının yaptığı konkordato talebinin de reddine karar verilir.</strong></p>



<p><strong>Mahkeme, geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirir. Alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde üç komiser de görevlendirilebilir. (EKLENMİŞ CÜMLE RGT: 19.12.2018 RG NO: 30630 KANUN NO: 7155/14) Üç komiser görevlendirilmesi durumunda komiserlerden biri, mahkemenin bulunduğu ilde faaliyet göstermek şartıyla Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetçiler arasından seçilir. 290 ıncı madde bu konuda kıyasen uygulanır.</strong></p>



<p><strong>Geçici mühlet üç aydır. Mahkeme bu üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir, uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komiserin de görüşü alınır. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez.</strong></p>



<p><strong>291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır.</strong></p>



<p><strong>Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.</strong></p>



<p>Araştırma konumuz maddenin tamamı ile ilgili olmadığından biz burada sadece yasa hükmünün birinci fıkrasını değerlendirmekle yetineceğiz. Maddenin birinci fıkrasında konkordato talebini alan mahkemenin ne yapması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Ticaret mahkemesi başvurucunun talebini şeklen incelemelidir. Zira maddede konkordato talebini alan mahkemenin İİK 286.maddede yer alan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit etmesi durumunda derhal geçici mühlet kararı vermesi gerektiğini belirtmiş, mahkemeye takdir yetkisi bırakmamıştır. Öyleyse mahkemece yapılması gereken iş 286. Maddede yer alan belgelerin var olup olmadığını tespit etmek gerekirse bir kontrol listesi hazırlayarak belgeleri kontrol etmek ve eksiklik olmadığı takdirde geçici mühlet kararı vermektir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2018 tarihli bir kararında ‘’ İİK 286.maddede konkordato talebinde bulunan kişinin talebe ekleyeceği belgelerin ayrıntılı ve net olarak tek tek gösterildiği, bu madde de gösterilen belgelerin sunulmasının İİK 287.maddesi uyarınca zorunlu olduğu, sunulmadığı takdirde, sadece bu nedenle konkordato talebinin reddine karar verileceği açıktır.<a href="#_ftn1"><u>[1]</u></a> şeklinde bir karar vermiştir.</p>



<p>Peki belgelerin eksik olması halinde mahkeme nasıl bir yol izleyecektir. Kanunda belgelerin eksiksiz sunulması gerektiği ifade edildiğine göre, Konkordato talebine eklenecek belgelerin eksik olması halinde mahkemece yapılması gereken iş, davacıya kesin süre vererek eksik olan belgeleri tamamlaması aksi halde davanın reddine karar verileceği yönünde bir önel vermektir. Usul hukuku bakımından özel bir dava şartı olarak tanımlanan bu hususa göre davacı belgelerin eksikliğini kendisine verilecek kesin süre içinde tamamlamalıdır. Akdi halde davanın reddine karar verilecektir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesinin bu hususta verdiği bir kararda<a href="#_ftn2">[2]</a> az önce ifade edilen şekilde İİK 287.maddesindeki belgelerin dava dilekçesi ekinde sunulması özel bir dava şartı olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>



<p><strong>Sonuç</strong></p>



<p>Yukarı da yer alan anlatımlara göre Konkordato başvurusunda bulunmak isteyen şahıslar ve sermaye şirketleri konkordato talepli dava açarken 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 286.maddesinde yer alan belgeleri eksiksiz olarak mahkemeye sunmak zorundadır. Bu belgelerin dava dilekçesi ile eksiksiz olarak sunulması durumunda mahkemenin aynı kanunun 287.maddesine göre geçici mühlet kararı vermesi zorunludur.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a> Somut olay incelendiğinde, İİK 286.maddede konkordato talebinde bulunan kişinin talebe ekleyeceği belgelerin ayrıntılı ve net olarak tek tek gösterildiği, bu madde de gösterilen belgelerin sunulmasının İİK 287.maddesi uyarınca zorunlu olduğu, sunulmadığı takdirde, sadece bu nedenle konkordato talebinin reddine karar verileceği açıktır. İlk derece mahkemesince de, usulüne uygun olarak davacılardan İİK 286.maddedeki belgelerin sunulması istenmiş ve süre verilmiş olmasına rağmen davacılar tarafından bu belgeler sunulmamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince belgeler sunulmadığından ihtiyati tedbir ile geçici olarak taleplerinin reddine dair verilen ara kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 ve İİK 293/2 maddesi gereğince kesin olarak reddine karar verilmiştir. İstanbul BAM 17.Hukuk Dairesi 2018/1976 Esas 2018/1574 Karar</p>



<p><a href="#_ftnref2">[2]</a> Davacı şahısların belgelerini tam ve eksiksiz olarak vermedikleri anlaşılmaktadır. İİK.nin 286.maddesinde sayılan belgelerin verilmesi dava şartı sayıldığından davacılara HMK.nun 115/2.maddesi gereğince süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken konkordato projesinin soyut olduğu, somut verilere dayanmadığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Davacı şahıslar ve davacı şirket vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair hüküm kurulmuştur.</p>



<p></p>



<p></p>



<p>                                                                                       Avukat Hakan Özer</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ada-hukuk.com/konkordato-gecici-muhlet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi</title>
		<link>https://ada-hukuk.com/arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmesi/</link>
					<comments>https://ada-hukuk.com/arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ada_hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2024 12:01:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[avans tapu]]></category>
		<category><![CDATA[kat karşılığı inşaat sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[müteahhit]]></category>
		<category><![CDATA[tapu iptali ve tescil]]></category>
		<category><![CDATA[yüklenici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ada-hukuk.com/?p=155</guid>

					<description><![CDATA[YARGITAY 6. HD. 14.02.2023 T. E:&#160;2022/918, K: 584 İnşaatın tamamlanarak iskan ruhsatının alınması gereken sözleşmede belirlenen süreye uyulmadığından,&#160;sözleşmenin geriye etkili feshine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı-&#160;Yüklenicinin arsa<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>YARGITAY 6. HD. 14.02.2023 T. E:&nbsp;2022/918, K: 584</strong></p>



<p><strong>İnşaatın tamamlanarak iskan ruhsatının alınması gereken sözleşmede belirlenen süreye uyulmadığından,&nbsp;sözleşmenin geriye etkili feshine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı-&nbsp;Yüklenicinin arsa sahipleri ile arasındaki sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediği, avans olarak kendisine devri yapılan tapuyu üçüncü kişilere devrettiği anlaşılmış olup, geriye etkili fesih ve tapunun iptali ile davacılar (bir kısım arsa sahipleri) adına hisseleri oranında tescilinde hukuka aykırılık bulunmadığı-</strong></p>



<p><em>SONUÇ: Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahipleri tarafından tapuda yükleniciye devredilen arsa payları, sözleşme konusu inşaatın yapılabilmesi için yüklenicinin inşaata finans sağlaması amacıyla verilen avans niteliğindedir. Söz konusu arsa payları inşaatın tamamlanmasından sonra devredilebileceği gibi, inşaat sırasında veya inşaata başlanmadan önce de devredilmiş olabilir. Kural olarak tapu intikallerinde huzur ve güveni korumak toplum düzenini sağlamak için tapu sicilindeki kayda dayanarak iyiniyetli taşınmaz iktisap eden kişiler TMK&#8217;nın 1023. maddesinin koruyuculuğu altına alınmış, bir bakıma esas hak sahibine karşı tercih edilmiş, dayandıkları tapu kayıtları geçersiz olsa dahi iktisapları geçerli sayılmıştır. Ne var ki, söz konusu kişinin gerçekten iyiniyetli olması sözleşme yaptığı tapu malikinin gerçek hak sahibi olduğuna inanması kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen gerçek hak sahibi olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesinin imkansız olması gerekir. Yüklenicinin edimini (eseri meydana getirme ve teslim borcunu) sözleşme ve eklerine, tasdikli projesine, imara, fen ve tekniğine uygun, tam ve eksiksiz biçimde tamamlayıp arsa sahiplerine teslim etmesi halinde üçüncü kişilerin satın aldıkları arsa payı ve dairelerin tapu devirleri geçerlilik kazanacaktır. Aksi halde, yüklenici ve ondan pay alan üçüncü kişi üzerine yazılan tapu kaydı illiyetten yoksun hale gelir ve yapılan işlem yolsuz tescil durumuna düşer. Yükleniciye devredilen pay, avans niteliğinde olduğundan yüklenicinin edimini yerine getirmediği durumlarda ondan pay devralan üçüncü kişilerin hak sahibi olmaları mümkün değildir. Böyle bir durumda üçüncü kişilerin Türk Medeni Kanunu&#8217;nun 1023. maddesindeki iyi niyet kuralından faydalanmalarının mümkün olmadığı, yüklenici edimini tam ve yasal olarak yerine getirmediğinden aynı Yasa&#8217;nın 1024. Maddesine göre yükleniciden pay satın alan kişilerin bu alımlarının korunmasının mümkün olmadığı, geriye fesih koşullarının oluşması halinde bu nedenle davalı üçüncü kişiler adına kayıtlı olan tapu paylarının da iptal edilerek davacı arsa sahibi adına tesciline karar verilmesi gerekir. Somut olayda, yüklenicinin arsa sahipleri ile arasındaki sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediği, avans olarak kendisine devri yapılan tapuyu üçüncü kişilere devrettiği anlaşılmış olup, geriye etkili fesih ve tapunun iptali ile davacılar adına hisseleri oranında tescilinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.</em></p>



<p>Yukarıda yer alan yüksek mahkeme kararı günümüzde en çok karşılaşılan sorunlardan birine ışık tutması açısından fevkalade mahiyettedir. Arsa sahipleri ile müteahhit arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin farklı nedenlerden dolayı yüklenici tarafından tamamlanamaması durumunda ortaya çıkan sorunun hangi şekilde çözüme kavuşacağı titizlikle incelenmiştir. Arsa sahiplerinin sözleşmenin imzasından sonra inşaatın devam etmemesi durumunda müteahhide verilen bağımsız bölümlerin akıbetinin ne olacağı etraflıca açıklanmıştır. Yüksek mahkeme inşaatın belirli bir seviyede kalması durumunda arsa sahiplerine sözleşmeyi geriye etkili feshetme hakkı tanırken bu feshin geriye etkilimi ileriye etkilimi olacağını da çözüme kavuşturmuştur. Peki geriye etkili fesihten kasıt nedir? Geriye etkili fesih tam anlamıyla sanki sözleşme hiç imzalanmamışçasına verilenlerin geri alınmasıdır. Daha açık ifade ile arsa sahipleri yükleniciye yani müteahhide veya müteahhidin gösterdiği üçüncü kişilere devredilen bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine iade edilmesi durumudur. Bunu bir örnek ile açıklamak gerekirse; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre bir arsa üzerine 10 bağımsız bölümden oluşan bir binanın yapılacağı, bu 10 bağımsız bölümden 6 adedinin müteahhide 4 adedinin arsa sahiplerine verileceği kararlaştırılmış ancak müteahhit inşaatı % 40 seviyesinde iken terk etmiş olsun. Bu durumda arsa sahipleri açacakları sözleşmenin feshi, tapu iptali ve tescil davası ile müteahhide devrettikleri 6 adet bağımsız bölümü geri alabilirler. Sözleşmenin geriye etkili feshi tam olarak bunu ifade etmektedir.</p>



<p>Yüksek mahkeme müteahhide devredilen bağımsız bölümlerin avans niteliğinde olduğunu, sözleşme hükümlerine göre inşaatın tamamlanmaması durumunda avans olarak verilen bu bağımsız bölümlerin arsa sahibine iade edilmesi gerektiğini, müteahhit ve 3. Kişilerin TMK 1023 maddesinden faydalanma olanaklarının bulunmadığını kararında açıkça belirtmiştir.</p>



<p>                                                                                          Avukat Uğur Subaşı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ada-hukuk.com/arsa-payi-karsiligi-insaat-sozlesmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konkordato Projesi</title>
		<link>https://ada-hukuk.com/konkordato-projesi/</link>
					<comments>https://ada-hukuk.com/konkordato-projesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ada_hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Feb 2024 09:01:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[anonim şirket]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek kişi]]></category>
		<category><![CDATA[iflas]]></category>
		<category><![CDATA[iflasın ertelenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[konkordato]]></category>
		<category><![CDATA[konkordato başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[konkordato nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[konkordato projesi]]></category>
		<category><![CDATA[tüzel kişi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ada-hukuk.com/?p=152</guid>

					<description><![CDATA[ÖZET: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 17. HD. 20.12.2018 T. E: 2239, K: 3202&#160; Davacı gerçek kişilerin, sundukları ön projede, &#8220;konkordato ön proje eklerinde alacaklılara ilişkin bir<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÖZET: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 17. HD. 20.12.2018 T. E: 2239, K: 3202&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Davacı gerçek kişilerin, sundukları ön projede, &#8220;konkordato ön proje eklerinde alacaklılara ilişkin bir liste bulunmadığı, sadece kendilerinin banka borçlarının tamamına kefil olduklarının belirtildiği, herhangi bir hedef ve faaliyet gösterilmediği,&nbsp;finansal analiz raporunun ise bilirkişi incelemesine göre yetersiz olduğu, ara bilançoya rastlanılmadığı&#8221; ve bu anlamda davacıların, İİK mad. 286&nbsp;uyarınca aranan şartları karşılayan belgelerin dosyaya sunulmadığı;&nbsp;&#8220;şirketin konkordato sonucunda başarıya ulaşması halinde kendi projelerinin de başarıya ulaşacağı&#8221; şeklinde mahkemeye sundukları&nbsp;konkordato projelerinin, borçlu şirketten bağımsız bir konkordato proje olmadığı, kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, alacaklılara sunulan bir projenin de bulunmadığı, sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edildiği&nbsp;anlaşıldığından, talebin reddinin yerinde olduğu</strong></p>



<p>Yukarıda yer alan istinaf mahkemesi kararının konusunu konkordato başvurusunda bulunan gerçek kişilerin durumu oluşturmaktadır. Burada ki gerçek kişiler genellikle şirket ortağı veya şirketin borçlarına şahsi kefil olan gerçek kişilerdir. Günümüzde bir çok ticaret şirketi finansal faaliyetlerini yürütürken kullandıkları kredileri ve keşide ettikleri çekleri şahsi sorumluluğu doğacak şekilde oluşturmaktadır. Özellikle bankalar ticaret şirketlerine kredi kullandırırken mutlak surette şirket ortaklarından şahsi kefalet istemektedirler.</p>



<p>Mali yapısı bozulan ticaret şirketler konkordato başvurusunda bulunurken kimi zaman dava dilekçesinde, şirketin yanında kendilerini de davacı olarak gösterip konkordato korumasından faydalanmak amacı gütmüşlerdir. Mahkemelerinde, davanın açılması ile birlikte hem şirket hem de davacı diğer gerçek kişiler hakkında geçici mühlet kararı verdiği görülmüştür.Bu kararlar tamamen hatalı olup 7201 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği ilk zamanlarda bu tip eksik ve hatalı kararların verilmesi oldukça doğaldır. Peki bu şekilde bir başvuruda mahkemece yapılması gereken işlem nedir. Mahkeme, davacısı hem şirket hem de şirket ortağı gerçek kişi olan bir başvuruyu aldığında ne yapmalıdır. Bu sorunun cevabı oldukça basit olup, mahkemece başvuru İİK 286 maddesi gereği incelemeye tabi tutulmalı, kanun hükmünde yazılı olan belgelerin her birinin her bir davacı açısından ayrı ayrı var olup olmadığı araştırmalı, dava dilekçesi ekinde İİK 286. Madde de yer alan belgelerin eksiksiz olduğunun anlaşılması durumunda her bir davacı açısından geçici mühlet kararı verilmelidir. Belgelerin eksik ve hatalı olması durumunda bu eksikliklerin tamamlanması için kesin süre verilmeli aksi halde başvurunun usulden reddine karar verilmelidir.</p>



<p>Sonuç olarak; konkordato başvurusu yapılması planlanan bir ticaret şirketinin ortakları açısından da geçici mühlet kararı alınması isteniyorsa, her bir davacı için( şirket, şirket ortakları) ayrı ayrı İİk 286.madde de yer alan belgeler eksiksiz hazırlanmalıdır. Aksi halde mahkemece başvuru usulden reddedilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ada-hukuk.com/konkordato-projesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına Dair Kanunun İncelenmesi</title>
		<link>https://ada-hukuk.com/konutlarin-turizm-amacli-kiralanmasina-dair-kanunun-incelenmesi/</link>
					<comments>https://ada-hukuk.com/konutlarin-turizm-amacli-kiralanmasina-dair-kanunun-incelenmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ada_hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jan 2024 16:07:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ada-hukuk.com/?p=96</guid>

					<description><![CDATA[A- Giriş Bugüne kadar Airbnb, Booking, Couchsurfing gibi şirketler aracılığıyla veya aracısız bir şekilde gerçek ve tüzel kişi şahısların günü birlik kiralamaları hariç olmak üzere 1<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>A- Giriş</strong></p>



<p>Bugüne kadar Airbnb, Booking, Couchsurfing gibi şirketler aracılığıyla veya aracısız bir şekilde gerçek ve tüzel kişi şahısların günü birlik kiralamaları hariç olmak üzere 1 günden fazla, haftalık, aylık ve benzeri süreli ücretli konaklamalarda kanuni boşluk sebebiyle hukuki, cezai ve vergisel anlamda denetim yapılamamakta ve düzenleme olmadığından herhangi bir yaptırım uygulanamamaktaydı. Günü birlik kiralamalarda ise 22.10.2016 Tarihli 678 Sayılı KHK ile 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’nun 2. Maddesinde&nbsp;<em>“günü birlik evler</em>” ibaresi eklenerek Kimlik Bildirme Kanunu’na tabi hale getirilip günü birlik kiralamalar denetim altına alınmaya çalışılmış, kanuna aykırı davranılması halinde idari para cezası uygulanmaya başlanmıştı. Ancak bu düzenleme yalnızca günü birlik kiralamalara uygulanabildiğinden ve diğer kiralama tiplerine denetim imkanı sağlamadığından kanuni boşluğun kapatılması amacıyla tek seferde yüz günden fazla süreli yapılan kira sözleşmeleri hariç olmak üzere; konutların gerçek ve tüzel kişilere, turizm amaçlı kiralanması için genel esaslara, izin belgesi düzenlenmesine, idari yaptırımlara ve turizm amaçlı kiralanan konutların tabi olacağı mevzuata ilişkin hükümlerin yer aldığı 02.11.2023 tarihli, 32357 sayılı, 7464 Kanun No’lu&nbsp;<em>“<strong>KONUTLARIN TURİZM AMAÇLI KİRALANMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN”</strong></em>&nbsp;düzenlenerek yürürlüğe girmiştir.</p>



<p><strong>B- Kanunun Ana Maddelerinin İncelenmesi</strong></p>



<ul><li><strong>İzin Belgesi</strong></li></ul>



<p>İlgili kanun, konutların turizm amaçlı kiralanabilmesi için, turizm amaçlı kiralama sözleşmesi yapılmadan önce&nbsp;<strong>izin belgesi</strong>&nbsp;alınmasını zorunlu kılmıştır. İzin belgesinin alımında getirilen en önemli şartlardan birisi diğer kat maliklerinin oy birliği ile karar alması ve bu kararın başvuruya eklenmesidir. Önemle belirtmemiz gerekir ki kanun; oy çokluğu değil; oy birliği ile karar alınmasını zorunlu tutmuş olup bu düzenleme ile birlikte bina ve yapılarda Airbnb tarzı uygulamalarla kiralama yapan kat maliklerinin; sürekli bina ve yapılarda yaşayan diğer kat malikleri ve kiracıların huzur ve güven ortamının temin edilmesinin amaçlandığını söylememiz pek yanlış olmaz.</p>



<p>İzin belgesinin alınabilmesi için gerekli şart ve koşullar ilgili kanunun 3. Maddesinde&nbsp;<em>“İzin Belgesinin Niteliği”</em>&nbsp;başlığı altında düzenlenmiştir. Bu kapsamda;</p>



<p>1. Söz konusu izin belgesinin&nbsp;<em>“</em><em>Kültür ve Turizm Bakanlığı”</em>&nbsp;tarafından verilebileceği, bu yetkinin valilik vasıtasıyla da kullanılabileceği belirtilmiştir. (md 3/2)</p>



<p>2. İzin belgesinin alınabilmesi için yapılacak başvuruya;&nbsp;<strong>bağımsız bölümün bulunduğu binanın tüm kat malikleri tarafından oy birliği ile alınan kararın ibrazı</strong>&nbsp;zorunlu tutulmuş olup ayrıca birden fazla bağımsız bölüm içeren binalardan oluşan konut sitelerinde sadece turizm amaçlı kiralama yapılan konutun bulunduğu binadaki kat malikleri tarafından oy birliği ile alınan kararın ibrazı zorunlu tutulmuştur. (md 3/3).</p>



<p>3. Üçten fazla bağımsız bölümden oluşan binalarda en fazla yüzde yirmi beşi için aynı kiraya veren adına izin belgesi düzenlenebileceği, aynı kiraya veren adına aynı binada izin belgesi düzenlemesine konu bağımsız bölüm sayısının beşi geçmesi durumunda, başvuruda;</p>



<ul><li>İşyeri açma ve çalışma ruhsatının,</li><li>Başvuruya konu binanın, birden fazla bağımsız bölüm içeren binalardan oluşan konut sitelerinde yer alması durumunda, 3. Maddenin 3. fıkrasındaki hükme ilave olarak, tüm kat malikleri tarafından oy birliği ile alınan kararın ibrazı zorunlu tutulmuştur. (md 3/4)</li></ul>



<p>4. İzin belgesini alma yükümlülüğü kiraya verene ait olup kiraya veren haricinde turizm amaçlı kiralama faaliyetinin yürütülmesi halinde bu kiralamaların 14/9/1972&nbsp;tarihli ve 1618 sayılı Seyahat&nbsp;Acentaları&nbsp;ve Seyahat&nbsp;Acentaları&nbsp;Birliği Kanunu uyarınca belgelendirilmiş (A) grubu seyahat&nbsp;acentaları&nbsp;aracılığıyla yapılabileceği düzenlenmiştir.(md 3/5),</p>



<p>Bağımsız bölümlerde hangi şart ve koşullarda izin gerekip gerekmediği ve tüm istisnaları kanun kapsamında tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıklanmış olup kanunun devam maddelerinde izin belgesiz bir şekilde kiralama yapılması halinde farklı durumlarda 100.000,00 TL’den 1.000.000,00 TL’ye kadar idari para cezası uygulanacağı ayrıca düzenleme altına alınmıştır.</p>



<ul><li><strong>VERBIS Kayıt Zorunluluğu</strong></li></ul>



<p>Daha önce de belirtmiş olduğumuz üzere eski düzenlemelerde günü birlik kiralamalarda yalnızca 1774 sayılı kanun kapsamında kimlik bildiriminde bulunulmadığı için idari yaptırım uygulanmaktaydı. Bültene konu olan 7464 Kanun sayılı kanun kapsamında yapılacak olan kiralamalarda kanunda açıkça VERBIS sistemi üzerinden kimlik bilgilerinin EGM’e iletilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu kapsamda aynı kanunun 3. Maddesinin 8. Fıkrasında<em>&nbsp;“Turizm amaçlı kiralama izin belgesi verilen konutlar hakkında&nbsp;26/6/1973&nbsp;tarihli ve 1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu hükümleri uygulanır. 1774 sayılı Kanun kapsamında bildirim yükümlülüğü konusunda izin belgesi sahibi sorumlu kişi kabul edilir.”</em>&nbsp; Düzenlemesi ile birlikte turizm amaçlı kiralama izin belgesi verilen konutlar için konutta kalacak kişilerin kimlik bilgilerinin VERBIS sistemi üzerinden EGM’e bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Her ne kadar 7464 sayılı kanunda açıkça belirtilmese de 1774 sayılı kanunda da düzenlendiği üzere konukların VERBIS’e bildiriminin yapılmaması halinde 1774 sayılı kanun kapsamında idari para cezası uygulanacaktır.</p>



<ul><li><strong>Kanunun Kiracılara Etkileri</strong></li></ul>



<p>Kanuni boşluk sebebiyle sırf alt kiralama ile maddi gelir elde edebilmek için konut kiralayan ve ev sahipleri ile hukuki ve cezai anlamda anlaşmazlık yaşayan kişileri hepimiz duymuşuzdur. Getirilen düzenleme ile birlikte bugüne kadar kiracıların mülk sahibinden habersiz bir şekilde maddi menfaat elde etmek amacıyla taşınmazlarını Airbnb ve benzeri uygulamalarla kiraya vermesinin de önüne geçilmiş olup salt bu durum da ayrıca yaptırıma tabi tutulmuştur. Bu kapsamda kanunun 3. Maddesinin 7. Fıkrasında&nbsp;<em>“İzin belgesi sahibinden kiralanan konutun kullanıcılar tarafından kendi nam ve hesabına üçüncü kişilere kiralanması veya kendi adına mesken olarak kullanılmak amacıyla kiralanan konutun kiracısı tarafından kendi nam ve hesabına turizm amaçlı olarak üçüncü kişilere kiralanması yasaktır.”&nbsp;&nbsp;</em>hususu düzenlenmiş olup bu yasağa uymayanlara da aynı kanunun 4. Maddesi doğrultusunda “<em>yüz bin Türk lirası”&nbsp;</em>idari para cezası uygulanacağı belirtilmiştir.</p>



<ul><li><strong>Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></li></ul>



<p>Düzenleme ile kısa süreli konaklama aracılığıyla yaptırım uygulanmaksızın gelir elde etmek isteyen kişilerin dikkat etmesi gereken bazı hususlar önem arz etmiştir. Özetle sıralamamız gerekirse;</p>



<ol><li>İzin belgesi şartlarını sağlayarak izin belgesi almak,</li><li>VERBIS sistemine kaydolarak konaklama yapacak kişileri VERBIS’e bildirmek,</li><li>Elde edilen kira geliri için bildirimde bulunarak gelir vergisini ödemek,</li></ol>



<p>Denetimi mümkün bir şekilde kanuni olarak zorunlu hale getirilmiş olup yukarıda yer alan hususlara dikkat edilmesi halinde yaptırım uygulanmaksızın kiralama faaliyetinde bulunulabilecektir.</p>



<p><strong>Sonuç</strong></p>



<p>Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yazılı ve görsel basında&nbsp;<strong>Airbnb Düzenlemesi&nbsp;</strong>olarak lanse edilen ve kamuya bu isimle tanıtılan 02.11.2023 tarihli, 32357 sayılı, 7464 Kanun No’lu&nbsp;<em>“<strong>KONUTLARIN TURİZM AMAÇLI KİRALANMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN”&nbsp;</strong></em>ile birlikte yasalarda boşluğu bulunan kısa süreli konut kiralamalarına ilişkin mevcut denetimsizlik durumu kontrol altına alınmak istenmiştir. Uygulanacak olan idari yaptırımların maddi anlamda boyutuna bakacak olursak yaptırımların caydırıcı nitelikte olduğu görülmektedir. Bu kapsamda kamu; bu alanda da denetim yetkisini kolaylıkla kullanabilecek ve kısa süreli konaklamaları hukuki, cezai ve kira gelirinden kaynaklı vergisel anlamda denetleyebilecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ada-hukuk.com/konutlarin-turizm-amacli-kiralanmasina-dair-kanunun-incelenmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karbon Piyasalarına İlişkin Mevzuatsal Yeni Gelişmeler</title>
		<link>https://ada-hukuk.com/karbon-piyasalarina-iliskin-mevzuatsal-yeni-gelismeler/</link>
					<comments>https://ada-hukuk.com/karbon-piyasalarina-iliskin-mevzuatsal-yeni-gelismeler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ada_hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jan 2024 16:06:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ada-hukuk.com/?p=94</guid>

					<description><![CDATA[İklim değişikliği yazı dizimiz kapsamında karbon emisyonunun azaltılmasına yönelik atılan adımları daha önceki yazılarımızda detaylı şekilde paylaşmıştık. Bu gelişmeler arasında, karbon vergisi uygulaması ve birçok ülkede<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İklim değişikliği yazı dizimiz kapsamında karbon emisyonunun azaltılmasına yönelik atılan adımları daha önceki yazılarımızda detaylı şekilde paylaşmıştık. Bu gelişmeler arasında, karbon vergisi uygulaması ve birçok ülkede yürütülen yenilebilir enerjiyi ve emisyon azaltımını teşvik eden Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (“ETS”) ve yine bu sisteme dahil olmayan ülkelerden yapılan ithalatlarda uygulanacak Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (“SKDM”) da yer almaktaydı.</p>



<p>Türkiye, Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın Temmuz 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanması ve 2015 yılında imzalamış olduğu Paris Anlaşması’nın onaylanmasına ilişkin kanun teklifinin Ekim 2021 tarihinde TBMM’de kabul edilmesi ile birlikte bu yükümlülüklere tabi hale gelmiş olup 2053 yılına kadar karbon salınımının sıfırlanmasını hedeflemektedir. Bu doğrultuda geçen haftalarda, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK”) tarafından Karbon Piyasalarının İşletilmesine İlişkin Yönetmelik (“Taslak Yönetmelik”) taslak olarak kamuoyuna sunulmuş ve 23 Kasım 2023 tarihine kadar görüşe açılarak ilgili sektör temsilcileri, düzenleyici kurumlar ve ilgili hukukçuların da sürece dahil edilmesi amaçlanmıştır.</p>



<p>Taslak Yönetmelik, karbon emisyonunun azaltılmasını hedefleyen ETS kapsamında, uygun maliyetli ve ekonomik açıdan verimli bir şekilde sera gazı emisyonlarının azaltılmasını teşvik etmek amacıyla dağıtımına ve alış satışına ilişkin olarak karbon piyasalarının kurulması ve işletilmesine yönelik olarak hazırlanmıştır. Bu yazımızda, ilgili Taslak Yönetmelik genel hatlarıyla ele alınacaktır.</p>



<p>Taslak Yönetmelik kapsamında diğer konuların yanında kısaca;</p>



<ul><li>ETS kapsamında belirlenen kayıt işlemlerini tamamlamış ve piyasa katılım anlaşmalarını imzalamış katılımcıların (“Piyasa Katılımcısı”) hangi aşamalarla tahsisatları ve/veya emisyon ticaretine ilişkin uygun görülen standartlaştırılmış diğer sözleşmelerin ve belgelerin alış satışının gerçekleştirileceği ve ikili anlaşma piyasası ile Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (“EPİAŞ” veya “Piyasa İşletmecisi”) tarafından organize edilen karbon piyasalarına (Birincil Karbon Piyasası, İkincil Karbon Piyasası) katılacağı;</li><li>Karbon piyasalarının yönetim ve işleyiş süreci;</li><li>Bahse konu piyasalarda ihale ve teklif süreçlerinin nasıl yürütüleceği;</li><li>Bu süreçte Piyasa İşletmecisi’nin karbon piyasalarının ilerleyişine ilişkin genel sorumlulukları; ve</li><li>Piyasa İşletmecisi’nin, Piyasa Katılımcısı’nın ve yine bu süreçte mali işleri yürütmekle görevli olan Merkezi Uzlaştırma Kuruluşunun mali sorumlukları gibi çeşitli konular düzenlenmiştir.</li></ul>



<p>Taslak Yönetmelik’e göre ilk olarak Piyasa Katılımcısı’ndan, gerekli belge ve bilgileri sağlayarak İşlem Kayıt Sistemi’nde (“İKS”) hesap açması beklenmektedir. Daha sonra, başvuru sürecinin tamamlanmasıyla artık Piyasa Katılımcıları, karbon piyasalarına kayıt yaptırabilmektedir. Burada, kayıt için gerekli olan işlemlerden biri de katılım anlaşmalarının imzalanması olup bu anlaşmaların içeriğine ilişkin detaylara yer verilmemiştir. Taslak Yönetmelik’te ayrıca karbon piyasaları, Piyasa İşletmecisi tarafından işletilen “Birincil Karbon Piyasası” ve Piyasa Katılımcısı’nın İKS’deki hesaplarında yer alan tahsisatlara ilişkin alış ve/veya satış işlemlerini gerçekleştirebileceği “Spot Karbon Piyasası ve İkili Anlaşmalar” olarak iki ayrı bölüm altında düzenlenmiştir.</p>



<p>Birincil Karbon Piyasası’nda, ilk olarak ihale yöntemi ele alınmıştır. İhalelerin nasıl yürütüleceği ve bu süreçte iletilecek teklifler detaylandırılmış ve&nbsp; Taslak Yönetmelik kapsamında, ihalelerde asgari teklif büyüklüğü 1 lot olarak belirlenmiştir. 1 lot, alış teklifinin değeri 500 tahsisat olarak belirlenmiş olup 1 tahsisat 1 ton karbondioksit ve eşdeğeri sera gazı emisyon değerine karşılık geleceği belirtilmiş ve tekliflerde fiyatlar için TL/tCO2, miktarlar için lot adeti kullanılmıştır. Burada ihalelere katılmak isteyen Piyasa Katılımcısı ileteceği teklife ilişkin olarak Piyasa İşletmecisi tarafından belirlenecek oranda teminat vermek zorundadır. Genel olarak bu süreçlere ilişkin verilecek teminatlar Taslak Yönetmelik kapsamında çok detaylı bir şekilde ele alınmış, ayrı ayrı hesaplama yöntemlerine de yer verilmiştir.</p>



<p>İhale kapsamında sunulan tekliflerin hangi usule göre eşleşeceği de yine Taslak Yönetmelik kapsamında ayrıca detaylandırılmıştır. Buna göre, satışa sunulan tahsisat miktarları ile teklif zamanı baz alınarak sıralanan alış teklifleri eşleştirilecek olup tahsisat miktarının tamamen veya kısmen eşleştiği en son alış teklifi fiyatı Karbon Referans Fiyatı (“KRF”) olarak belirlenecektir. İhale sonucuna göre tahsisatlar, eşleşen teklif sahiplerine teslim edilmesine kadar Piyasa İşletmecisi’nin İKS hesabında bloke edilecektir. Satışa sunulan tahsisatın tamamen eşleşmediği durumlarda ilgili ihale Piyasa İşletmecisi tarafından iptal edilebilecek ve sonraki ihalelerde yeniden satışa sunulabilecektir.</p>



<p>Diğer yandan Spot Karbon Piyasası’nda ise, Piyasa İşletmecisi piyasa ihtiyaçları doğrultusunda ve Emisyon Ticaret Piyasa Yönetim Sistemi (“ETPYS”) aracılığıyla piyasa katılımcılarına bildirmek koşuluyla hafta içerisinde yeni seans açabilecek, seans açılış gününü ve/veya seans sürelerini değiştirebilecektir. Burada da Piyasa Katılımcısı’nın kontratlara sunacağı teklif detayları ayrıca düzenlenmiş olup hem alış hem de satış tekliflerinin eşleştirme kurallarına yer verilmiştir. Buna göre, Piyasa Katılımcılarının arasında bir işlem olduğu için tahsisata ilişkin ikili anlaşma bildirimi düzenlenmiş ve bu husus uyarınca satış yönlü bildirimde bulunan Piyasa Katılımcısı’nın İKS hesabında, ilgili transfer işlemi gerçekleştirilene kadar satışa konu tahsisat bloke edilecektir. Bloke edilen tahsisatlar, bloke edildiği süre boyunca Piyasa Katılımcısı tarafından ETPYS üzerinden herhangi bir işleme konu edilemeyecektir.</p>



<p>Yukarıda da bahsedildiği üzere, Taslak Yönetmelik kapsamında, Piyasa İşletmecisi’nin, Piyasa Katılımcısı’nın ve Merkezi Uzlaştırma Kuruluşu’nun ayrı ayrı mali sorumlukları düzenlenmiştir. Burada, özellikle yapılan işlemler bakımından bilgi paylaşımı, Piyasa İşletmecisi adına verilecek elektronik teminat mektupları üzerinde durulmuştur. Taslak Yönetmelik uyarınca teminat istenmesi kuralının, Piyasa Katılımcısı’nın, piyasaya ilişkin yükümlülüklerini yerine getirememesi veya faaliyetlerini gerçekleştirememesi durumunda, katılımcılar arasındaki nakit akışının sürekliliğini; Piyasa Katılımcısı’nın ödemesini zamanında gerçekleştirememesi durumunda ise alacaklı durumunda olan diğer Piyasa Katılımcısı’nın güvence altına alınmasını sağlamak amacıyla getirildiği belirtilmiştir. İlerleyen maddeler de ise bahse konu teminatların Birincil Karbon Piyasası için ayrı Spot Karbon Piyasası için ayrı olacak şekilde hesaplanmalarına ilişkin formüller ve hangi kıymetlerin teminat olarak kabul edilebileceği düzenlenmiştir.</p>



<p>Bunlara ilave olarak, Taslak Yönetmelik uyarınca, Birincil Karbon Piyasası veya Spot Karbon Piyasası’nın uzlaştırma hesaplamaları sonucunda Piyasa Katılımcısı’nın her seans için Piyasa İşletmecisi’ne ödeyecekleri ya da Piyasa İşletmecisi tarafından Piyasa Katılımcılarına ödenecek tutarları içeren ön uzlaştırma bildirimleri ve nihai uzlaştırma bildirimi mevcuttur. Piyasa İşletmecisi, nihai uzlaştırma bildirimlerinin ETPYS vasıtasıyla ilgili Piyasa Katılımcısı’na duyurulduğu günü takip eden iş günü, Birincil ve İkincil Karbon Piyasaları nihai uzlaştırma bildiriminde yer alan tutarlara göre faturaları düzenleyecektir. Birincil ve İkincil Karbon Piyasaları nihai uzlaştırma bildiriminin yayımlanma tarihi, Piyasa Katılımcısı için fatura tebliğ tarihi olarak kabul edilecek ve bu kapsamda gerçekleştirilecek ödemeler veya tahsilatlar uzlaştırmaya ilişkin iletilen faturaların bedellerine göre yapılacaktır. Piyasa Katılımcısı tarafından zamanında veya hiç yapılmayan ödemeler için de Taslak Yönetmelik’te ek düzenlemelere yer verilmiştir.</p>



<p>Son olarak, Taslak Yönetmelik’te, yukarıda bahsedilen prosedürlere ilişkin itiraz süreçleri ve herhangi bir şekilde Piyasa İşletmecisi’nin Birincil Karbon Piyasası ve Spot Karbon Piyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kullandığı bilgisayar, yazılım veya diğer teknolojik altyapılarda işlemlerin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini engelleyecek nitelikte problemler oluşması durumunda ETPYS tarafından uygulanacak arıza ve bakım süreci düzenlenmiştir.</p>



<p>Kuşkusuz, karbon piyasalarının etkin ve sağlıklı şekilde çalışması ve yönetilmesi, Türkiye’nin yeşil ekonomiye geçiş sürecinde en önemli adımlardan biridir. Beklenen diğer mevzuatın yanında, toplanan görüş ve tavsiyeler doğrultusunda Taslak Yönetmelik’in de karbon piyasalarının işleyişinde ortaya çıkabilecek olası aksama ve uyumsuzlukları asgariye indirecek şekilde düzenlenip nihai hale getirilerek yürürlüğe girmesi, tüm bu süreci en başından beri yakından takip eden ve dahil olan bizler tarafından da beklenmekte ve yakından takip edilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ada-hukuk.com/karbon-piyasalarina-iliskin-mevzuatsal-yeni-gelismeler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alman Tedarik Zinciri Yasası Güncel Kapsam Değişikliği ve Türk Şirketlerine Olası Etkileri</title>
		<link>https://ada-hukuk.com/alman-tedarik-zinciri-yasasi-guncel-kapsam-degisikligi-ve-turk-sirketlerine-olasi-etkileri/</link>
					<comments>https://ada-hukuk.com/alman-tedarik-zinciri-yasasi-guncel-kapsam-degisikligi-ve-turk-sirketlerine-olasi-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ada_hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jan 2024 16:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ada-hukuk.com/?p=91</guid>

					<description><![CDATA[Bilindiği üzere, günümüzün en güncel ve önemli gündemlerinin başında gelen iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik önlemleri kapsamında atılan yeni bir adım olarak, Alman Federal Meclisi tarafından 2021<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bilindiği üzere, günümüzün en güncel ve önemli gündemlerinin başında gelen iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik önlemleri kapsamında atılan yeni bir adım olarak, Alman Federal Meclisi tarafından 2021 yılı içinde kabul edilen Tedarik Zincirlerinde Şirketlerin Özen Yükümlülüğü Hakkında Kanun (“<strong>Kanun</strong>”) 01.01.2023 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmişti. Özellikle, çevre standartlarına uymayı ve insan hakları ihlallerini önlemeyi hedefleyen bu Kanun kapsamında uyum yükümlülüğü ilk olarak, fiili idare merkezi, kayıtlı merkezi veya herhangi bir şubesi Almanya’da bulunan ve Almanya’daki çalışanlarının sayısı konsolide olarak en az 3.000 olan şirketlere getirilmişti. Bu kriterleri sağlayan şirketler Kanun’a uymakla yükümlü tutulurken aynı zamanda, bu durumun bizi yakından ilgilendiren bir yansıması olarak, bu şirketlerin yerli ve yabancı ülkelerdeki (örn. Türkiye) doğrudan tedarikçileri ve ara tedarikçileri de Kanun’dan dolaylı olarak etkilenmekteydi.</p>



<p>1 Ocak 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, yukarıda sayılan kriterlerde önemli bir değişiklik yürürlüğe girmiştir. Artık bahsi geçen Kanun, merkezi, ana şubesi veya yasal merkezi Almanya&#8217;da bulunan ve konsolide olarak asgari 1.000 çalışanı olan tüm şirketlere uygulanacaktır. Böylece, uygulama alanı ciddi manada genişleyen Kanun, artık çok daha yoğun şekilde, bu şirketlerin tedarik zincirinde bulunan şirketleri (tedarikçi konumunda bulunan Türk şirketleri dahil olmak üzere) kapsamı altına alacaktır. Kanun, doğrudan tedarikçiyi;&nbsp;<em>“şirketin ürününün imalatı veya ilgili hizmetin sağlanması ve bu hizmetten faydalanılması için tedarik faaliyeti gerekli olan malların teslimi veya hizmetlerin sağlanmasına ilişkin bir sözleşmenin tarafı”&nbsp;</em>olarak tanımlarken ara tedarikçiyi ise;&nbsp;<em>“doğrudan tedarikçi olmayan ve şirketin ürününün imalatı veya ilgili hizmetin sağlanması ve bu hizmetten faydalanılması için tedarik faaliyeti gerekli olan şirket”&nbsp;</em>şeklinde tanımlamıştır.</p>



<p>Kısaca tekrar hatırlamak gerekirse, ilgili Kanun’da genel olarak çevreye ve insan haklarına risk olabilecek ve zarar verebilecek hususların tespit edilmesi ve bunların azaltılması, yine bu kapsamda insan ve çalışan haklarının korunması, çocuk işçiliğinin ve suistimallerin engellenmesi, zararlı gürültü emisyonu, su ve hava kirliliği ve aşırı su tüketiminin önlenmesi gibi konular ele alınarak sürdürebilirlik hedeflenmiş olup yukarıda bahsedilen kriterleri sağlayan şirketler bu doğrultuda bir takım yükümlülüklere ve yaptırımlara tabi tutulmuştur.</p>



<p>Kanun kapsamında öncelikle, bahse konu şirketlere özen yükümlülüğü getirilmiş ve bu kapsamda, risk yönetim sistemlerinin kurulması, düzenli risk analizlerinin yapılması, şirketlerin kendi iç politikalarını oluşturmaları, kendi faaliyet alanı içinde ve uygun olduğu ölçüde doğrudan tedarikçiler bakımından önleyici eylemlerde ve düzeltici faaliyetlerde bulunulması, şikayet mekanizması oluşturulması, dolaylı tedarikçiler bakımından ise risk oluşması halinde özen yükümlülüklerinin yerine getirilmesi gibi konu başlıkları düzenlenmiştir. İlgili şirketler, durum tespiti çalışmalarını&nbsp;<em>(due diligence)</em>&nbsp;hem kendileri hem de doğrudan tedarikçileri için yürütmekle yükümlü olurken doğrudan ve dolaylı tedarikçi ayrımı yapılarak sorumluluk düzeyinde farklılıklar yaratılmıştır. Dolaylı tedarikçilere ilişkin olarak, bahsi geçen tespit çalışmalarının, bu tedarikçilerde insan hakları veya çevre ile ilgili bir yükümlülüğün ihlal edilmesi ihtimali oluştuğu ve buna ilişkin emareler mevcut olduğu hallerde yapılması öngörülmüştür.</p>



<p>Kanun’a tabi şirketlerin, tedarik zincirlerinde bulunan tedarikçi şirketleri denetleyerek bu konuda insan hakları ihlalleri ve/veya çevresel zararlar gibi riskleri değerlendirerek önlem alması ve yine tedarik zincirinde yer alan bu şirketlerin faaliyetlerini değerlendirerek riskleri belirlemek için belirli aralıklarla raporlama yapmaları istenmektedir. Şirketler, bahsi geçen durum tespit çalışması yapma yükümlülüklerine ilişkin raporlarını ilgili her finansal yılın bitimini takip eden 4 ay içinde ve 7 yıl süreyle şirketin web-sitesinde yayınlayacaktır. Kanun’da ayrıca, bu gözetim ve denetim sorumluluğu kapsamında getirilen yükümlülüklerin de aksamadan devam edebilmesi adına tedarik zincirindeki faaliyetlere ilişkin hem şikayet mekanizması hem de Kanun’a uyulmadığı takdirde uygulanacak para cezası ve tedarik zincirinden çıkarılması gibi idari yaptırımlar düzenlenmiştir.</p>



<p>Bilindiği üzere, Almanya dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olması yanında çok uzun yıllardan beri süre gelen ilişkilerden dolayı Türkiye’nin dış ticaret hacminin en yüksek olduğu ülke konumundadır. Bu doğrultuda, çok sayıda Türk şirketi Alman şirketlerinin doğrudan veya dolaylı tedarikçisi (ara tedarikçisi) olmasından dolayı 01.01.2024 tarihinde yürürlüğe giren kriter değişikliği uyarınca artık Almanya ile iş yapan çok daha fazla Türk şirketi bu Kanun’dan etkilenecek, Alman şirketleri tarafından yoğun denetimlere tabi tutulacak ve buna uyum sağlayamayanlar maalesef bu şirketlerle iş yapamaz duruma geleceklerdir. Bu nedenle, Kanun’dan dolaylı olarak etkilenebilecek ve henüz bu konuda yeterli adımları atmayan şirketlerin, sağlıklı bir şekilde ticari ilişkilerini devam ettirebilmeleri adına bir an önce bahse konu hususlar hakkında detaylı şekilde bilgi edinerek, kendi bünyelerinde kapsamlı bir denetim yaptırıp, geç olmadan gerekli hukuki ve sair önlemleri almaları büyük önem taşımaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ada-hukuk.com/alman-tedarik-zinciri-yasasi-guncel-kapsam-degisikligi-ve-turk-sirketlerine-olasi-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kargo Bedelinin Tüketiciye Yükletebileceğine Dair Düzenlemeye Erteleme Geldi</title>
		<link>https://ada-hukuk.com/kargo-bedelinin-tuketiciye-yukletebilecegine-dair-duzenlemeye-erteleme-geldi/</link>
					<comments>https://ada-hukuk.com/kargo-bedelinin-tuketiciye-yukletebilecegine-dair-duzenlemeye-erteleme-geldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ada_hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jan 2024 16:04:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ada-hukuk.com/?p=89</guid>

					<description><![CDATA[4 Kasım 2023 tarihli 32359 sayılı Resmi Gazete’de Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile&#160;(“Yönetmelik”)&#160;27/11/2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğine<span class="excerpt-hellip"> […]</span>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>4 Kasım 2023 tarihli 32359 sayılı Resmi Gazete’de Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile&nbsp;<strong>(“Yönetmelik”)</strong>&nbsp;27/11/2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğine geçiş hükümlerini içeren “Geçici Madde 1” eklenmiştir.</p>



<p>23 Ağustos 2022 tarihli ve 31932 sayılı Resmî Gazete ’de yayımlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik&nbsp;<strong>(‘’Değişiklik Yönetmeliği’’)</strong>&nbsp;ile satıcının yükümlülüklerine, aracı hizmet sağlayıcıların yükümlülüklerine, tüketicinin yükümlülüklerine tüketicilerin cayma hakkına, iade masrafları, iade masrafının tüketiciden talep edilmesine ve cayma hakkının istisnalarına ilişkin kapsayıcı ve ayrıntılı düzenlemeler getirilmişti. Son değişiklik yönetmeliği ile birtakım düzenlemelerin 01.01.2024 tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılmışken&nbsp;<strong>01.01.2025 tarihine kadar</strong>&nbsp;uygulanmayacağına ilişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’ne geçiş hükümleri konulmuş ve bu “Geçici Madde 1” eklenmiştir.</p>



<p>Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nde 2022 yılında yapılan birtakım önemli değişiklikler, tüketicilerin çevrimiçi alışverişlerde cayma hakkını kullanmalarını ve iade masraflarını karşılamalarını etkileyecektir. Bu kapsamda düzenlemenin tüketicileri en çok ilgilendiren kargo/iade masrafları kısmı başta olmak üzere yıl sonu itibari ile yürürlüğe girmesi beklenen ancak erteleme ile 1 Ocak 2025 tarihinde uygulanmaya başlanabilecek birtakım önemli değişiklikler aşağıdaki gibidir:</p>



<ol><li><strong>Cayma Hakkı Kullanılırken Kargo Ücretinin Tüketiciye Yükletilebilmesi</strong></li></ol>



<p>Tüketicinin çevrimiçi satışlarda herhangi bir sebep bildirmeksizin belirli süre içinde kullanabildiği cayma hakkından yararlandığı durumlarda iade masraflarının tüketici tarafından karşılanabilmesi, bu duruma ilişkin bilgilerin ön bilgilendirme metninde açıkça yer verilmesi koşuluyla mümkün hale gelmişti. Anılan erteleme ile bu değişiklik 01.01.2025 tarihinde yürürlüğe girecektir. Malın ayıplı olması durumunda tüketiciye herhangi bir masraf yükletilemeyecektir.</p>



<ol><li><strong>Satıcının Para İade Süresi</strong></li></ol>



<p>Satıcı, cayma hakkına konu malın, iade için ön bilgilendirmede belirtilen taşıyıcıya teslim edildiği tarihten itibaren&nbsp;<strong>on dört gün içinde</strong>&nbsp;varsa malın tüketiciye teslim masrafları da dahil olmak üzere tahsil edilen tüm ödemeleri iade etmekle yükümlüdür. Ancak tüketicinin öngörülenden farklı bir taşıyıcı ile iadeyi yaptığı durumlarda satıcının para iadesi süresi, malın satıcıya ulaştığı tarihten itibaren başlayacağı düzenlemesi de önemli bir değişiklik getirmekteydi.</p>



<ol><li><strong>Aracı Platformun Müteselsil Sorumluluğu</strong></li></ol>



<p>Çevrimiçi alışveriş yaparken sıklıkla kullandığımız aracı platformlar, satıcı ile sözleşmesi uyarınca ürün bedeli bizzat tahsil edebilmekte ve bu bedeli satıcıya direkt olarak aktarmamaktadır. Böyle bir satışta tüketici tarafından cayma hakkının kullanması halinde platform, para iadesi bakımından satıcı ile müteselsil sorumlu tutulmuştur. Platformun ürün bedelini kendisinin tahsil edip etmediğinin tüketici tarafından nasıl anlaşılacağı ve uygulamasının nasıl olacağı merak konusu iken bu düzenlemenin uygulaması da 2025 yılına ertelenmiştir.</p>



<ol><li><strong>Cayma Hakkının İstisnaları</strong></li></ol>



<p>2022 yılında yapılan değişiklik ile Tüketiciye teslim edilmiş olan cep telefonu, akıllı saat, tablet ve bilgisayarlara; tanıtma ve kullanma kılavuzunda satıcı veya yetkili servis tarafından kurulum veya montajının yapılacağı belirtilen mallardan kurulum ya da montajı yapılanlara; Karayolları Trafik Kanunu&#8217;na göre tescili zorunlu olan taşınırlar ile kayıt veya tescil zorunluluğu bulunan insansız hava araçlarına ilişkin sözleşmeler ve canlı müzayede şeklinde açık artırma yoluyla akdedilen sözleşmeler de cayma hakkı kullanımından istisna tutulmuştur. Bu değişikliğin uygulaması da 01.01.2025 tarihine ertelenmiştir. Kanun’da cayma hakkı istisnaları direkt ürün atfı ile açıkça yazılmamakta iken 2022 yılında yapılan değişiklikte kanun koyucu anılan istisnaları açıkça kanuna eklemişti. Bu istisnaların ertelenen hükümler arasına dahil edilmesi ile 2024 yılı içinde bu ürünler bakımından cayma hakkının kullanabileceği sonucunu getiriyor. Düzenlemelerin yürürlüğü ile halihazırda alıştığımız ve uzun süredir kullandığımız çevrimiçi alışveriş kurallarında değişiklikler meydana geleceği, önümüze çıkan ön bilgilendirme formu ve mesafeli satış sözleşmelerinin önem kazanacağı tartışmasızdır.</p>



<p>Bu değişiklikler, çevrimiçi alışveriş kurallarında önemli değişiklikler getirecektir. Bu yıl içerisinde satıcıların, sağlayıcıların ve aracı hizmet sağlayıcıların bu değişikliklere uyum sağlamak için çevrimiçi alışveriş platformlarında gerekli hazırlıkları yapmaları gerektiğini hatırlatmak isteriz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ada-hukuk.com/kargo-bedelinin-tuketiciye-yukletebilecegine-dair-duzenlemeye-erteleme-geldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
